KARDELEN
Kentin içinde küçük bir ev. Genel olarak salon ve mutfak bir bar masasıyla ayrıdır. Masanın pencereye tarafında kardelen çiçeği vardır. Barın ön sol tarafında ise ikili koltuk yer alır. Bu koltuk hafif sağa dönüktür. Muhafazakâr bir ailede yetişmiş Yunus Emin (27) ve üniversite öğrencisi Kardelen (22) yaklaşık iki yıldır beraber yaşamaktadır. Bu beraberlik zamanla arkadaşlıktan öteye döner. Müzikle birlikte dans eden Kardelen Mutfakta çay koyarken, Yunus Emin, Kardelen’e bakarak geçmişe dalar.
KARDELEN: Çay alır mısın? (Duymaz) Daldın yine. Şııtt. Bana bak. (Elindeki kumanda ile müziğin sesini kapatır) Çay koydum. Alır mıydın?
YUNUS EMİN: Çok pardon dalmışım. (Kendine gelir.) Sana zahmet, çok isterim. (Kardelen çayla birlikte gelir)
KARDELEN: Neyin var? Ne düşünüyorsun?
YUNUS EMİN: Bir şey olduğu yok. Öyle dalmışım.
KARDELEN: Şunu iki dakika tutar mısın? (Yunus Emin ayağa kalkar. Kardelen koltuğu hafif sola çevirir) Anlatmak ister misin? (Yunus Emin kısa bir sessiz kalır) Anlat hadi. Çok merak ettim!
YUNUS EMİN: Peki. Şöyle düşünüyorum da nasıl anlatsam? (Sessizlik. Kardelen çiçeğine bakar) Biliyor musun? Bugün seninle tanışalı tam iki yıl oldu.
KARDELEN: Evet, sanırım iyi bir başlangıç değildi. (Güler)
YUNUS EMİN: Sen devlet yurdundan ayrılmak durumunda kalmıştın. Ben ise iş için memleketten yeni gelmiştim.
KARDELEN: Evet çok iyi hatırlıyorum. Emlakçı ikimize de aynı zamanda randevu vermişti.
YUNUS EMİN: Sen bana evin tutulduğunu söylemiştin. Bu beni çok korkutmuş ve canımı sıkmıştı. Çünkü işime çok yakındı. Bu evi kaçıramazdım.
KARDELEN: Evet, ama sende biliyorsun ki mecbur kalmıştım! Okula yakın, bana uygun başka bir ev yoktu.
YUNUS EMİN: Tam dışarı çıkacakken emlakçıyla kapıda karşılaşmıştık. Bana evin henüz tutulmadığını söylemişti.
KARDELEN: Emlakçıyla beraber binanın girişine kadar gelmiştik. Tam binaya girecekken telefonu çalmıştı. Kendisi evin anahtarı bana verip, evi bakabileceğimi söylemişti. Devlet yurdundan yeni ayrılmıştım. Bu önüme çıkan fırsatı kaçıramazdım! Çay?
YUNUS EMİN: Evet, lütfen. Çok isterim. (Kardelen çay almak için mutfağa geçer. Yunus Emin koltuğu hafif sağa çevirir) Akşam yemekte ne var?
KARDELEN: Zeliş yine döktürmüş! Kuru fasulye var. Yanında da pilav ve cacık.
YUNUS EMİN: Zeliha’da olmazsa biz ne yaparız!
KARDELEN: (Çayla gelir) Bir saniye tutar mısın? (Kardelen koltuğu hafif sola çevirir) Öyle valla! Zeliş candır. Eee, devam et bakalım. Belli ki eski anılar canlandı?
YUNUS EMİN: Bir o! (Sessizlik) Bir de aslında sana söylemem gereken önemli bir konu var. (Sessizlik) Söylesem mi, söylemesem mi diye ikileme kaldım.
KARDELEN: Yaaa! (Sol dizini kırarak Yunus Emre’ye döner) Anlat lütfen. Ne diye durursun?
YUNUS EMİN: Anlamak, emin olmak istiyorum!
KARDELEN: Adın gibi mi? (Güler)
YUNUS EMİN: (Güler) Evet, adım gibi! Fakat nasıl söylesem? (Sessizlik) Uzun zamandır birlikteyiz. (Konuşmasını kesik kesik anlatarak devam eder) Birbirimizi gayet iyi tanıdığımızı düşünüyorum. Bununla birlikte ev arkadaşlığımızın normal bir arkadaşlıktan ötede bir yerde olduğunu, sende, bende gayet iyi biliyoruz. Zaman geçiyor. Benim bir işim var, buradayım. Sanırım saçmalıyorum! Senin bu yıl üniversite son. Bitiyor.
KARDELEN: Konu nereye gelecek çok merak ediyorum.
YUNUS EMİN: Diyeceğim şu ki; (Sessizlik. Salonda bir iki tur atar. Bar masanın oraya geçer bir bardak su içer. Sonra Kardelen’in yanına gelir ve hemen konuya girer) Kardelen ya, senle ben evlenelim mi? (Kardelen şaşırmıştır. Sessizlik. Kardelen ayağa kalkar, bar masanın oraya geçer. Bir bardak su içer. Sessizlik) Bir şey demeyecek misin? (Sessizlik. Ayağa kalkar. Koltuğu hafif sağa çevirir) Kardelen?
KARDELEN: Nerden çıktı?
YUNUS EMİN: Nasıl?
KARDELEN: Evlilik nerden çıktı?
YUNUS EMİN: İki yıldır beraber yaşıyoruz. (Bar masanın oraya geçer) Birbirimizi yeterince tanıma fırsatı oldu. Hatta aynı yatağı dâhi paylaştık.
KARDELEN: Evet. Ben sarhoştum!
YUNUS EMİN: Ben değil!
KARDELEN: Yatağa gelen sen oldun?
YUNUS EMİN: Beni isteyende sen! (Kardelen koltuğun bulunduğu yere geçer. Koltuğu hafif sola çevirir.) Anlamıyorum. Mesele senin sarhoş olup, benim seninle yatmam mı? (Sessizlik) Bir kez değil. Çok kez seninle yattım. Birbirimizden hoşlandığımızı düşünmüştüm. (Sessizlik) Yanlış mı anlamışım?
KARDELEN: Anlamıyorum. (Sessizlik) Anlamıyorum neden evlilik!
YUNUS EMİN: Neden mi evlilik! Dini yükümlülük diyelim. Bu sana yabancı mı geliyor? Evlilik kutsaldır. Birlikteliği temsil eder! (Kardelen’in yanına geçer. Koltuğa oturur. Kardelen oradan kalkıp bar masanın oraya geçer)
KARDELEN: Zaten beraber değil miyiz?
YUNUS EMİN: Evet beraberiz. (Koltuğu hafif sağa çevirir) Bu yüzden zaten seninle evlenmek ve dâhi bir çocuğumuz olsun istiyorum!
KARDELEN: Çocuk! Yo yo hayır! Bu, bu ama senin kararın!
YUNUS EMİN: Nasıl, nasıl benim kararım? (Sessizlik) Beraber olduğumuzu, beni sevdiğini düşünmüştüm.
KARDELEN: Seni hep sevdim fakat bu senin kararın! (Kardelen ayağa kalkar, bar masanın oraya geçer ve bir bardak su içer. Sessizlik) Üniversiteye başladığımda on sekiz yaşındaydım. Kimisine göre yolun başı! Ben o yola girdiğimde on iki yaşımdaydım. Babam! Babam henüz otuzunda yoktu. Kardeşinden gelen kör bir kurşun toprakla aramıza girmişti! Annem. Annem buna dayanamayıp onun yanına gitti. (Sessizlik)
Herkesin gülücükler saçtığı bu dünyada, çaresiz, yapayalnız kalmıştım. İyilik adı altında yapılan bütün eylemler; beni, oradan oraya savurdu. (Su alır yarısını içer) Sadece bir elma! (Bardakta kalan suyun kalanını içer) Yeme – içme, zevk – sefa, üreme ve devamlılık için yapılan tüm eylemler, bir elmanın, bir meyvenin… (Yunus Emin araya girer)
YUNUS EMİN: Sus artık. Daha ileri gitme! (Kardelen araya girer)
KARDELEN: (Soğuk)Peki! Saat zaten epey geç oldu. İş beni bekler! (Askıdan montunu alır ve onu giyer. Masanın üzerindeki çiçeğe bakar) İnsanoğlu bir kere o elmayı yedi! (Sessizlik) Sürenin dolması bekleniyor! (Sessizlik) Ben ise bir kardelen hikâyesine kapıldım. (Çıkış kapısına doğru gider) Soğuk bir kış vakti! Büyük bir fedakârlık gösterdi, sabırla beni aradı ve dâhi buldu. Ama bu bir hikâye, elma çoktan yenildi. (Kardelen çıkış kapısından çıkar. Bir süre sonra Yunus Emin montunu alır ve arkasından gider. Boş olan eve bir süre sonra dili olmayan Zeliha / Zeliş girer. Montunu çıkarır ve askıya asar. Sonrasında koltuğun oraya geçer. Onu hafif ortalar ve geri çeker)
(Sahne Kararır)
SON
18/12/2023

Celil Efendiler, 1988 yılında Rize’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini burada tamamladı. 2005–2008 yılları arasında bir süre ticaretle ilgilendi. 2010 yılında askerlik hizmetinin ardından Sadri Alışık Akademi’de oyunculuk eğitimi aldı.
2012 yılında başladığı Rize Üniversitesi Makine Bölümü’nden 2014 yılında mezun oldu. Aynı yıl, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı gençlik kampları ve gençlik merkezlerinde Gençlik Lideri olarak görev yaptı.
2019 yılında Çekmeköy Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Pandemi sürecine kadar burada iki çocuk oyunu ve bir yetişkin oyunu yazıp yönetti. Aynı dönemde çeşitli drama çalışmaları da yürüttü.
Hâlen, 2022 yılında kazandığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir.