Bir Eylem
Ah şu köklerin başına gelenler..! Uzun ama keyifli bir koşturmaca sonrasında; huysuz ve agresif olan Polyphemos diyarına ayak basmıştı. Vardı orada itip kakmalar, kalabalık içinde baskı ve zulüm! Daha yerli yerine oturmamıştı bile. Bir gürleme gerçekleşti! Gürleme o kadar güçlüydü ki; parçalara ayrıldı kökleri. Teker teker topladım kökleri. Belki bir umut! Huysuz ve agresif olan Polyphemus ve halkı içinde, arkalara doğru geçiyorduk. Bir ihtiyar gördük, otobüsün cam kenarında, yanı başı koltuğu boş olan. Oturduk yanı başına. Eski günlerden bahsetti, eski çok eski! “Eski” Eski kavramlar hep bir korkutmuştur beni, yeni ile kıyaslandığında! Cevap veremedim, ama o anlattı! “Anlatmak, Anlatmak bir eylem!” dedi kökler. “Öyle” dedim. Bilmiyordu ihtiyar, bilmiyordu bedenimin orada olup, ruhumun gelecekte kaybolduğunu! “İnsan işte” dedi kökler. “Bir şekilde geçmişi özlüyor” “Özlemek” Özlemek güzeldir” Öyle derler! Ben ise geçmiş ile gelecek arasında mekik döküyorum. İnsan bir şekilde unutamıyor! “Unutmak!” dedi kökler. “Tamam unutmak bir eylem.!”
Güneş, günün son görüntüsünü beliriyordu, camdan dışarı baktığımda. Alıp götürdü beni, uçlara, o eski uçlara! Coşku içindeydi herkes. “Coşku” dedi kökler. “Coşku” dedim. “Coşmak bir eylem!” Vardı orada bir okul, içinde neşe, yanı başında cami içinde irfani, berisinde bir ada çevresinde ise dere karadağ’ın eteklerinde! Neşe içindeydi kökler! Hem bir’di, hem dir! Off, yine bir fırtına başladı. “Nefes alamıyorum” dedi kökler. Nefes alamıyordu. Alamıyordum! Attık kendimizi Polyphemus diyarından, vardık oradan kendi diyarımıza! “Oh” dedi kökler! “Ne de ferah!” Rahatlamıştı! Yol yorgun düşürmüştü onu. Günler geçiyor, belki aylar ya da yıllar. Şimdi ise perde açıldı, var dışarıda bir curcuna! Önce kar yağmaya başladı, sonra yağmur, şimdi belki de bir fırtına! “Suyun içinde kalanlar olacak” dedi kökler, “Taşın üzerinde kalanlar olduğu kadar!” Habersizler, habersizler o taşında bir gün suyun altında kalacağından! Lanet devam ediyor ama habersiz! Anlatan çok, dinleyen yok. Öğrenilecekler var; çevren çok, cevap yok! Sorgulamam gerekenler var! Sorgu yok, hırsız çok! “Camları açın, nefes alamıyorum!” dedi kökler. Ah Apollon! Lanet ne diye devam eder! Oysa olimpos çoktan hükmünü yitirmiş! Güneş yerini karanlığa bırakmış! Ne yapmak gerek? Güneş ne zaman doğacak?
“Mayıs yaklaşıyor!” dedi kökler, “Topraklar ekilecek, bereket gelecek” “Lanet hiç durmadı, devam ediyor ve dahi edecek!” dedim köklere! Toprak? Bu topraklar çok zengindi şimdi ise zehir: Doktor çok, panzehir yok! Komşu ise seslendi; “Efkan cennet’te yok!” “Baktım” bakmak bir eylemdi. Gördüm, ama o fark etmedi! Anlatmak istediklerim var: Dışarıda var bir fırtına; zaman yok, eylem çok! “Sustum” dedi kökler. Susmak yok, eylem çok!
Celil Efendiler
11.04.2023
ÇEKMEKÖY

Celil Efendiler, 1988 yılında Rize’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini burada tamamladı. 2005–2008 yılları arasında bir süre ticaretle ilgilendi. 2010 yılında askerlik hizmetinin ardından Sadri Alışık Akademi’de oyunculuk eğitimi aldı.
2012 yılında başladığı Rize Üniversitesi Makine Bölümü’nden 2014 yılında mezun oldu. Aynı yıl, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı gençlik kampları ve gençlik merkezlerinde Gençlik Lideri olarak görev yaptı.
2019 yılında Çekmeköy Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Pandemi sürecine kadar burada iki çocuk oyunu ve bir yetişkin oyunu yazıp yönetti. Aynı dönemde çeşitli drama çalışmaları da yürüttü.
Hâlen, 2022 yılında kazandığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir.