Makale

KİRKE’ NİN CADILIK, BÜYÜCÜLÜK VE CİNSELLİK İSTEMİ ÜZERİNE BİR BAKIŞ

1. Giriş

Büyücü Kirke aynı Kalypso gibi Odysseia destanında adı geçen kadın karakterlerdendir. “Kimine göre, güneş tanrısı Helios’la Okeanos kızı Perseis’ten doğmadır, kime göre ise efsanelerde Hekate’nin kızıdır, büyücülüğü ondan öğrenmiştir.” [1] Annesi’nin çokça doğum yapmasıyla; birçok bölümün en yeteneksizi olarak görünür. Bu yapının onun yalnızlaşmasına neden olarak “Kirke” binalarının temellerini atmaktadır.

Bu metinde, Kirke’nin Mitolojik bir beklenti ve edebî bir karakteri olarak karşılaştırmalı biçim analizi sağlanmaya çalışılacaktır. Bu analiz, bilimsel kaynaklardan faydalanarak  gerçekleştirilmeyi ön görülüyor. İki karşılaşma sonrasında Kirke’nin oluşumuyla; karakter, “cadılık, büyücülük ve cinsellik” istemi üzerine bir sonuca varılacaktır.

2. Mitolojik Tanrıça Kirke

Kirke’yi Kirke yapan kalbine söz getiremediği tutkularıdır.  Bu tutkular kanunları ve nizamları alt üst edecek bir yapıya sahip! Baba’nın tanrı olmasına rağmen hiçbir yeteneği dahi olmayan evladın ve dahi tanrıça’nın, ailesi tarafından dışlanışı bir kadın olarak hayatına devam etmesi; içini doldurmaya çalışacağı Kirke’nin değişimine yol açmasıdır. Dışlananlar hayatını bir şekilde de olsa doldurmak durumundadır!

Aşk her şeyi yaptırır!  Kirke’nin bir nymph oluşu tutkularının önüne geçişine engeldir. “Nymphe sözcüğü, bir erkeği nymphios, yani erkekliğinin amacına ulaşmış damadı mutlu kılan dişi bir varlık anlamına gelir.”[2] Bu yüzden, Kirke’nin hata yaparak suç işlemesi, tutkusunun getirmiş olduğu yönelimdir. Fakat bu kanun dışı yönelim bir bakıma Kirke’nin “Kirke” oluşunun temelleridir.  Ölümlü bir insanla vakit geçirebilmek için yapılan küçük yönelimler, zamanla gelecekte daha büyük yönelimlere yol açar! Kirke’nin nymph oluşu tutkularının esiri olmasını öngörür. Önce aşka karşılık eyleme geçmesi aşkın getirmiş olduğu öngörüdür. Glaukos’un avının bereketli oluşu bir bakıma Kirke’nin cadılık adına yapmış olduğu intibak eğitimidir. Bu eğitim tutkuların şekillenerek bir bütün olmasını sağlar.

Evlilik daimi için iki bireyin yolculuğu yakınen iki taraflı olmalıdır. Bir tanrıça ile ölümlünün yan yana gelebilmesi elbette mit için olasılık dışı değildir. Fakat Kirke’nin bir ölümlü ile hayatı, o an için olasılık dışı gibi görülür. Bir tarafta dışlanış, diğer tarafta bağlı olduğu aile kökleri! “Yeryüzündeki her varlık kendi aslının, özgün biçiminin yalnızca soluk bir gölgesi, noksan kalmış bir örneğidir. Ölümlü, kırılgan insanoğlunun gizil gücünün açığa çıkması ancak bu göksel yaşama girmesiyle mümkün olur.”[3] Glaukos’un bir tanrı olmayışı, bir balıkçı olarak Kirke’nin karşısına çıkışı Kirke’nin tutkularının başlangıcıdır. Eğer bir tanrı olarak Kirke’nin karşısına çıkmış olsaydı; tanrıça’nın tutkuları ona karşı yoksun olacağı kesinlik kazanır. Kirke’yi balıkçıya götüren yalnızlık, aile içerisinde yer alan tanrı ve tanrıçalar tarafından gerçekleşmiştir. Ölümlüyü giden tutku yeteneklerin açığa çıkmasına yardımcı olur. Fakat karşılaşılan gerçekler yapılan eylemlerle kendi özüne kavuşur. Kirke’nin tutkuları bir birinin devamı şeklinde ikiyi bölünmüş gibidir. Nymphe oluşundan gelişi cinsel şehvet, devamında cinselliğin getirmiş olduğu istikrar ve azim yetenekleri keşfetmesiyle; “aşk, tutku, cinsellik” üzerine birleşiyor. Tutkunun getirmiş olduğu aşk, kıskançlıkla birleşerek eylemin gerçekleşmesiyle kendi sürgününü hazırlar.

3. Edebî bir karakter Kirke

“Kirke, tanrıların herkesi kutsadığı topraklarda yaşam sürer. Hiçbir gücü ve unvanı bulunmaması onu, her gün daha fazla şey öğrenmeye itmiştir. Güçlerini açığa çıkarmak ister. İnsanların gözünde korku salan biri olarak anılmayı ister. Kahramanları dize getirmek ister! Kısacası mahkûm edildiği bu yerden bir “Aiaie Cadısı” olmak için çalışmaya başlamıştır. Fantastik evrenlere veya mit hikâyelerine konu olan ‘Mary Sue’ adında bir tabiri vardır. Bu tabir doğuştan yetenekli olan ve her şeyi kolayca öğrenebilen, bilgilere erişebilen karakterler için kullanılıyor. Ancak Kirke, Mary Sue olmaktan çok uzak olan, hayatı boyunca mücadele etmek zorunda kalmış birisidir.”[4] Aşk ve ihanet Kirke’nin daha güçlü olmasını sağlamıştır. Kirke’nin sürgün hayatı, yeni bir düzenin başlangıcıdır. Bu yeni düzen, Homeros’un yazmış olduğu “Odysseia” metninde karşılaşılıyor olsa da; Medeline Miller’in “Ben, Kirke” adlı çağdaş romanında detaylı bir şekilde işlenmiş bulunmaktadır.

“Kirke her şeyi Homeros’a borçludur. Hayatını domuzlar arasında geçiren bir İtalyan büyücü kadının görkemi, sinematik çekicilik aracılığıyla iyice yüceltilmiştir. Soğuk taş evinde beyler gibi hüküm süren Kirke, bebekliğin çamurunda homurdanan erkek uyruklarına fallik asasını sallar. O, cinselliğin hapishanesi, çalılıklar içinde kalmış bir mezardır.”[5]  Aile’nin tanrıçayı küçümsemesi onu büyücü yapmasının diğer bir tarafıdır. Dürtüler istekler doğrultusunda ilerleyerek yeni bir biçim kazanır. Odysseus’un Aiaie adasına çıkışı Kirke’nin ikinci tutkusunun başlangıcıdır.

Odysseus Aiaie keşfe çıkmaya kararlıdır ve arkadaşlarını iki gruba ayırır. Gruplardan birinin liderliğini kendisi üstlenirken diğerininkini Eurylokhos’ a verir. İki grup kura çekerler ve oraya gitme görevi Eurylokhos ile ekibine düşer, Odysseus ise kendi ekibiyle gemide kalır. Hemen ardından Eurylokhos ile ekibi ormanın içindeki eve doğru yola koyulurlar. Yoldaki kurtlar ve aslanlar adamların üzerine atlayıp saldırmaktadır ama bunlar aslında güzel sesli büyücü Kirke tarafından hayvana dönüştürülmüş insanlardır. Eurylokhos ile adamları evin önünde Kirke’nin dikkatini çekmek için bağırırlar ve Kirke onları içeri davet eder. Sadece, bir tuzak olabileceğinden şüphelenen Eurylokhos dışarıda kalır. Kirke onlara yemek hazırlar ve yemeklerin içine anayurtlarını unutmalarını sağlayan bir ilaç atar. Yemeği yediklerinde Kirke asasıyla vura vura onları domuz ahırına götürür, zira artık hepsibirer domuza dönüşmüştü.[6]

Her ne kadar kaynaklar farklılık gösterse de; Kirke’nin insanları domuza çevirmesi; insanların taşkınlık yapmalarından ötürüdür. Kirke kötü bir karakter olarak algılansa da; diğer taraftan konuksever bir yapıya sahip oluşu hakikattir. Fakat, onun nezdinde taşkınlıklara asla yer yoktur.  Hermes neden-dir bilinmez fakat Odysseus’a arkadaşlarını kurtarması için yardımcı olması farklı bir izlenim içerisinde yer aldığı düşünülüyor.

Kirke uzun değneğiyle sana vurur vurmaz, çek sen de kalçandan sivri kılıcını, öldürmek istermiş gibi atıl üstüne Kirke’nin. Ödü kopacak, yatağına götürmek isteyecek seni, sakın olmaz deme, hor görme tanrıçanın yatağını, çok iyi bakılacaksın, yoldaşların da kurtulacak, ama önce büyük andını içsin mutluların, zorla onu, ant içsin sana bir daha kötülük etneyeceğine, yoksun bırakmayacağına seni gücünden ve erkekliğinden, soyununca sen anadan doğma, çırılçıplak.[7]

Hermes’in yapmış olduğu iyilik Odysseus’tan ziyade  Kirke’ye yardımcı olduğudur! Hermes iki tarafıda çok iyi tanıyor olması, olayları istediği doğrultuda yön vermesini sağlar. Odysseus Kirke’ye karşı yaptığı savunmayı şu şekilde anlatıyor; “O böyle dedi, bende çektim sivri kılıcımı kalçamdan, atıldım Kirke’nin üstüne öldürecekmiş gibi. O bir çığlık attı ve kapandı dizlerime…”[8]  Kirke’nin, “Odysseus’un kim olduğunu anlaması, ona yalvarması” tutkunun yanı sıra Truva Kahramanı olan Odysseus’u cinsellik üzerinden dize getirme girişimidir!

 

Kendi portreme şaşırmadım: Kahramanın kılıcı karşısında yelkenleri suya indiren, diz çöküp merhamet dilenen gururlu cadı. Kadınlara haddini bildirmek o zamanların en sevdiği vakit geçirme biçimi gibi geliyordu bana. Yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek hikaye olmazmış gibi.[9]

Kirke’nin  kimseye boyun eğmediği, fakat cinsel olarak Odysseus’a boyun eğdiği açıktır. Kirke’nin Odysseus’la birlikte olması, normal bir birleşmeden ziyade farklı bir durum söz konusudur. Kirke her ne kadar taşkınlık edenleri domuza çevirmekle kalsa da, kendisine iyi davrananlara karşı daima konuksever olmuştur. “Odysseus, ona zarar vermeyeceğine dair yemin eden Kirke’nin kendisiyle cinsel ilişkiye girme arzusunu kabul etti ve ‘yuva özlemi’ depreşene dek onunla bir yıl boyunca fazlasıyla zefk ve eğlence dolu bir zaman geçirdi” [10] Kirke’nin karşısında bir başkası olması, onun diğer domuzlardan farkı olması ile sonuçlanacaktı. Genel olarak Odysseus’un taşkınlık yapan bir karaktere sahip oluşu, sadece dişi karakterler haricinde gerçekleşmektedir. Kirke’nin yatağına girmeyen birinin, oradan dönüşümsüz ayrılmayacağı kesin olduğu düşünülmektedir. Kirke kendisine karşı taşkınlık yapanları domuza çevirmesi ana erkil üstünlüğünü sempolize eder. Diğer taraftan kendisine karşı taşkınlık yapmayan ve dahi hürmet gösteren kişileri konukseverliğini en yüce şekilde sergiler.

 

 

4. Sonuç

      Her ne kadar mitoloji Kirke’yi başrol olarak oynatmasa da; Kirke, başroldeki karakterlerin yanında duruşu itibariyle önemli bir yere sahiptir! En eski eserlerden olan Homeros’un “Odysseia” metninde Odysseus, kendi ağzından Kirke’yi macerasının bir parçası olarak anlatmış durumdadır. Çağdaş metin yazarlarından Madeline Miller ise “Ben, Kirke” romanında; Kirke, kendi tarafından hikayesini anlatmaktadır.

İki metin göz önünde bulunarak Kirke’nin “Kirke” oluşu, genlerinde nymph yer almasından ötürü, “cinsel arzu ve şehvetle birlikte ailenin dışlayışı” onu başka bir değişim için tetikler. Bu tetikleme, açığa çıkmayı bekleyen güç olarak ifade edilmelidir! Yapılan eylemlerin altında, her ne  olursa olsun cinselliği arzulayan “nymph oluşu” yatmaktadır.

[1] Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü (İstanbul: Remzi Kitabevi, l993), s. 192.
[2] Karl Kerenyı, Yunan Mitolojisi, Çev. Oğuz Özügül  (Ankara: Say Yayınları, 2022), s. 150.
[3] Karen Armstrong, Mitlerin Kısa Tarihi, Çev. Dilek Şendil  (İstanbul: Merkez Kitaplar, 2005), s. 9
[4] Sarıkaya, Helin Sude. “Tanrılara Kafa Tutan Kirke”   www.insancaakademi.com/tanrilara-kafa-tutankirke/     [Erişim 18.06.2023].
[5] Camille Paglia, Cinsel Kimlikler, Çev. Fikriye Demirci  (Ankara: Epos Yayınları, 2014), s. 65.
[6] Lucilla Burn, Yunan Mitleri, Çev. Nagihan Tokdoğan  (Ankara: Phoenix Yayınları, 2009), s. 70.
[7] Homeros, Odysseia, Çev. Azra Erhat, A. Kadir  (İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2021), s. 174.
[8] Homeros, Odysseia, Çev. Azra Erhat, A. Kadir  (İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2021), s. 175.
[9] Medeline Miller, Ben Kirke, Çev. Seda Çıngay Mellor  (İstanbul: İthaki Yayınları, 2022), s. 211.
[10] Stephen P. Kershaw, Tanrılar, Canavarlar, Kahramanlar ve Efsanelerin Kökenleri, Çev. Şefik                 Turan(İstanbul: Salon Yayınları, 2022), s. 471.

 

Celil Efendiler

Celil Efendiler, 1988 yılında Rize’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini burada tamamladı. 2005–2008 yılları arasında bir süre ticaretle ilgilendi. 2010 yılında askerlik hizmetinin ardından Sadri Alışık Akademi’de oyunculuk eğitimi aldı.2012 yılında başladığı Rize Üniversitesi Makine Bölümü’nden 2014 yılında mezun oldu. Aynı yıl, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı gençlik kampları ve gençlik merkezlerinde Gençlik Lideri olarak görev yaptı.2019 yılında Çekmeköy Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Pandemi sürecine kadar burada iki çocuk oyunu ve bir yetişkin oyunu yazıp yönetti. Aynı dönemde çeşitli drama çalışmaları da yürüttü.Hâlen, 2022 yılında kazandığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!