Tiyatro

Kız İsteme

 (Goncagül,salonda bulunan koltukları düzeltmektedir. Songül ise içerde odada heyecan ve telaş içinde                       kıyafetlerini hazırlamaktadır. Eli ayağı birbirine karışmıştır. Bir müddet sonra Reşit kravatını                                  düzelterek sahneye girer. Songül içerden seslenir.)

SONGÜL: Anne elbisem hazır mı?

GONCAGÜL: Yok kızım, kuru temizlemeci henüz gelmedi!

SONGÜL: Ne kuru temizlemesi anne! Elbisemi kuru temizlemeciye vermedim ki!

GONCAGÜL: Tamam işte kızım. Ben kuru temizlemeci değilim ki; hemen halledeyim!

SONGÜL: Of ya Anne… Yetişmeyecek bu elbise.

GONCAGÜL: Kızım sende başka bir elbise giyiver.

SONGÜL: Ama Anne o elbiseyi bana Memiş aldı.

GONCAGÜL: Tamam be kızım. Tamam, beraber hallederiz.

REŞİT: Kızım sen eminsin dimi bu Memiş’le evlenmek istediğine? ̇İnşallah iyi tanımışsındır.

SONGÜL: Evet Baba iyi tanıyorum. Zaten bayadır beraberiz.

REŞİT: Peki ailesiyle tanıştın mı? Nasıl insanlar?

SONGÜL: Ailesiyle henüz tanışma fırsatım olmadı. Hım. Bugüne kısmet! Ama Memiş’i tanıyan bir kişi                          ailesini tanımasına gerek duymaz sanırım.

GONCAGÜL: Ah be kızım! Sen mutlu ol yeter. Hadi hayırlısı.

REŞİT: Bak şimdi heyecanlandım hanım, bu kız hangi ara büyüdü de şimdi bunu istemeye geliyorlar?

GONCAGÜL: Bey az değil 23 yıl oldu.

REŞİT: Doğru diyorsun hanım.

SONGÜL: Ay ya, (anne ve babasına sarılır) Benim canlarım bunlar ya..

GONCAGÜL: Tamam kızım gel hazırlanalım. (Songül ve Goncagül çıkar, Reşit koltuğa oturur.)

REŞİT: Kızım misafirler kaçta gelecekler.(içeriye seslenir)

SONGÜL: Birazdan gelirler. (Kapı çalar. Apar topar kıyafetini düzenler.) kapıyı ben açarım.

DURSUN: ̇İyi akşamlar iyi akşamlar.

SONGÜL: İyi akşamlar efendim, hoşgeldiniz.

ŞÜKRIYE:
Memiş oğlum. Deduğun kız habu mi dur?

MEMİŞ: Evet Anne. Size anlattığım, sevdiğim kız Songül.

ŞÜKRIYE: Onda ne şupe! Harbiden de Sonmiy miş? Başka yok yani!

SONGÜL: Efendim anlamadım.

MEMİŞ: Eee ̧sey! Annem diyor ki; kızımızda çok güzelmiş,  maşAllah diyor.

SONGÜL:
Çok teşekkür ediyorum. Şöyle buyurun lütfen.

DURSUN: Bismillahirrahmanirrahim. Sağol kızım.

MEMİŞ: Songül bunlar senin için. (Çiçek ve çikolatayı uzatır)

SONGÜL: Yaa, çok teşekkür ederim, Memiş’ciğim.

REŞİT: Efendim hoş geldiniz ben Reşit’im.

DURSUN:
Belli, belli reşit oldugunuz. Baksana eşşek kadar adam olmuşsunuz. (güler)

MEMİŞ: Efendim, babam çok şakacıdır.

DURSUN: He yane ̧ saka yaptum. Bende Dursun.

REŞİT: Ya öylemi! O zaman Dursun ̧suraya otursun. (güler)

MEMİŞ: Efendim annem ̧Sükriye, ben denizde Memiş.

SONGÜL:
Babam Reşit, Annem Goncagül (güler) bende Songül.

ŞÜKRIYE:
Reşit, Goncagül, Songül. Adam reşit olmuş ,kadınlarda gül gül..!

GONCAGÜL: (güler)Efendim ̧söyle oturun lütfen.

REŞİT: Ee daha daha nasılsınız?

DURSUN: (kararlı) ̇İyiyiz iyi, çok ̧sükür. Kızıda alırsak daha iyi olacağız inşallah.

REŞİT: Nasip! Nasip olursa olur inşallah! Dursun bey kızım anlattı ama bir de sizden duymak isterim.. Oğlumuz ne
iş yapar.

DURSUN: Oğlum mu? Oğlum oyuncidur.

REŞİT: Onda ne ̧süpe! Oyuncu olmazsa nasıl kızımı kandırırdı.(güler)

DURSUN: Kandırmak demeyelum Reşit bey. Conul işte. Hem artuk
oyunculukta yapmayi. Artuk öğretmen’dur.

REŞİT: Hım.. Siz gerçekten oyuncu olduğundan mı bahsediyorsunuz.. Ben öğretmen olduğunu duymuştum. Keşke oyunculuğa devam etseydin oğlum. Paraya para demezdin. Bak oğlum millet almış başını gidiyor! Dizilerde bölüm başına 50.000-100.000TL alan var.

MEMİŞ:
Efendim konservatuar mezunuyum, ama oyunculuğu bırakmak durumunda kaldım. Malum oyunculuk sektörü son zamanlarda kötü hal almaya başladı. Bu yüzden oyunculuğu bırakıp özel bir kurumda diksiyon öğretmenliği yapmaya başladım.

REŞİT: Yaa ama… ( ̧Sükriye araya girer)

ŞÜKRİYE: He öğretmenluk  yapayi. Millet konuşmasini bilmiyi .Bizim kisi konuşmasini öğretiyi. (güler)

MEMİŞ: Anne konuşmasını bilmiyor demeyelim de; insanlara etkili ve güzel konuşmasını öğretiyorum.

GONCAGÜL: Aaa ne güzel.. Bende diyorum bizim kızı nasıl etkisi altına almış!

SONGÜL: Anne ya..

DURSUN:
Reşit bey geçen ne oldu? Dur size anlatim.

REŞİT: Aaa ne olmu ̧s?

ŞÜKRIYE:
Dur ben anlatim herif.. Geçen bulşıkları yıkarçen üs
kattan sesler celiyi. Baktum ne sesi diye. Çopek
nefesine benziyi.. Ola çopuğun ne işi var uya.. Baktum
sağa bişey yok, sonra baktum sola uyyy yine kimse yok. Ula bir de baktum ne görim; bizum
uşak Memiş!  “HEHEHEH” Çopek takliti ediyi (Taklit eder. Hep birlikte gülerler)

GONCAGÜL: Allah iyilik versin emi ̧Sükriye hanım.(gülmeye devam eder)

MEMİŞ: Efendim bizimkiler beni birazcık yanlış anlamışlar. Söyle izah edeyim. Etkili ve güzel konuşmanın bir yolu da diyafram egzersizi yapmaktan geçer. Doğru nefes almak için; diyafram egzersizi yapmak ̧sart!

GONCAGÜL: Yani biz ̧simdi nefes almayı bilmiyor muyuz?

DURSUN:
Ben doğri nefes aldumi düşinidum. (nefes almaya çalışır, öksürür) Bak gördün mü nefes almayi bile beceremiyik.

REŞİT: Memiş oğlum, o zaman bize de öğret şu nefes alma olayını.

MEMİŞ:
Olur, neden olmasın! Bir ara, müsait bir zamanda öğretirim.

GONCAGÜL:
Hatta  dur şimdi başlayalım.

MEMİŞ:
Şimdi mi? Nasıl olur efendum? Anlayamadım ̧simdi.

REŞİT:
Sen artık yabancı değilsin oğlum.

DURSUN:
Kızı almak içun, dereyu geçmek içun; nefes almakta gerekimiş!

SONGÜL:
Simdi sırası mıymış Annecim?

GONCAGÜL: Neden olmasın kızım. Bak nefes almayı bile beceremiyoruz.

ŞÜKRİYE: 
Hoppala, daha neler, Muhtarun çöpegi gibi soluyacak miyuz  şimdi?

MEMİŞ: 
Tamam. Madem sizin için bir problem yok. O zaman baslayalım. Üzerimizdeki kıyafetlerin rahat olması için, (sahnenin orta ön tarafına geçer) ̧Eşortman moduna geçelim. (herkes evin müsait bir yerinde toplanır. Reşit, Goncagül ve Songül Memiş’in sağ tarafına, Dursun ve ̧Sükriye ise Memiş’in sol tarafında kalır)

MEMİŞ:
Herkes dikkatle bana bakarak benim yaptığımı yapsın. Evet, şimdi: ̇İyi bir konuşma yapmak için doğru nefes almak gerekir. Doğru nefes almak için ise diyafram egzersizi yapmak şart! ̧Simdi diyafram nedir?

DURSUN:
Bana bakmayın öyle, habunun tohumuni ben attum diye buni bilecek değilim hoş!

ŞÜKRIYE:
Bende bilemedum ̧simdi. Sori en zor tarafından geldi. (Goncagül ve Reşite bilmediğini isaret eder)

SONGÜL:
Burada kimse diyaframın ne olduğunu bilmiyor. Bilseler zaten burada bunu yapmazdık, dimi canımm.

MEMİŞ: Haklısın canım. Efendim Diyafram; karın boşluğunu göğüs boşluğundan ayıran yassı kubbe ̧seklinde olan ince zardır.  Şimdi diyafram egzersizine başlamadan önce vücudumuzu ısındıralım. Ayakları kalça boşluğunda paralel açıyoruz. Sonrasında omuzlardan ısınmaya başlayalım (Müzikle birlikte herkes Memiş’e dikkatle bakarak hareketleri yapmaya çalışır.)

ŞÜKRİYE:  Oluyor mu oğlum.

MEMİŞ: Oluyor olacak inşallah. Şimdi vucüdumuzu da ısındırdığımıza göre çenemiz ile  egzersiz yapmaya devam edelim. İşte böyle…

GONCAGÜL:
Reşit bey nefes almak için bu kadar hareket yapmak olur mu? Bu nasıl bir iştir?

REŞİT: 
Bende anlamadım hanım. Banada garip geldi.

MEMİŞ: Şimdi hep birlikte diyaframdan nefes al: MAAAAA

HERKES: MAAA

MEMİŞ: MEEE

HERKES: MEEE..

MEMİŞ: MÖÖÖÖ

HERKES: MÖÖÖ

MEMİŞ: Şimdi de Köpek soluması, nefes al; HEEH HEEH HEEH…

HERKES: HEEH HEEH HEEH(Kapı çalar)

DURSUN: Oh be kapı çaliyi.

SONGÜL: Durun kapı çaldı. Ben bakarım. (Herkes durur. Kapıda komşu, oğlu ile birlikte belediyeye ait iki personel) Buyurun beyefendi nasıl yardımcı olabiliriz.

KOMŞU: (Cırtlak ve yüksek sesle) ̇İşte bunlar. İşte bunlar. Bunlar yüzünden oğlum ders çalışamıyor!

1.PERSONEL: Hanım efendi. Asıl biz nasıl yardımcı olabiliriz.

2.PERSONEL: Biz ̇IBB’den gelmekteyiz. ̇İhbarlara göre bu evden önce inek, sonra koyun, daha sonrada köpek sesleri gelmiş. Sanırım köşedeki hayvanat bahçesini daireye taşımışsınız. Biliyorsunuz ki hanım efendi; evi hayvanat bahçesine çevirmek yasalara uygun değil!

1.PERSONEL: Hanım efendi kediyi köpeği anlarımda; inek ve koyun beslemek nerden çıktı. ̇İnanın mesleğimizde ilkleri yaşıyoruz.

1.PERSONEL (İçeri girer.) Abi iyide burada ne inek, ne koyun ne de
köpek var. Bunlar bildiğin Adem’den olma, Havva’dan doğma halis insanmış!

KOMŞU: (Müzik devam ederken dışardakilerde hep birlikte içeri girerler. sahnenin orta tarafına geldiklerinde  müzik kapanır) Oğlum tükür suratına (Oğlu tükürür ama beceremez.) Oğlum öyle tükürülmez böyle tükürülür. Tüüüh…

Celil Efendiler

Celil Efendiler, 1988 yılında Rize’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini burada tamamladı. 2005–2008 yılları arasında bir süre ticaretle ilgilendi. 2010 yılında askerlik hizmetinin ardından Sadri Alışık Akademi’de oyunculuk eğitimi aldı.2012 yılında başladığı Rize Üniversitesi Makine Bölümü’nden 2014 yılında mezun oldu. Aynı yıl, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı gençlik kampları ve gençlik merkezlerinde Gençlik Lideri olarak görev yaptı.2019 yılında Çekmeköy Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Pandemi sürecine kadar burada iki çocuk oyunu ve bir yetişkin oyunu yazıp yönetti. Aynı dönemde çeşitli drama çalışmaları da yürüttü.Hâlen, 2022 yılında kazandığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!