YENİ DRAMATURJİ: ANLATININ PARÇALANIŞI / ROMEO CASTELLUCCI’NİN “CEHENNEM” TİYATRAL SUNUMU
Yeni Dramaturji: Anlatının Parçalanışı
Yeni Dramaturji, kavramsal olarak eski dramaturjiden ayrılır ve kendine özgü bir farklılık sunar; ancak bu değişimin tam olarak ne olduğunu net bir şekilde açıklamaz. Yeni Dramaturji, sahneyi belirli kalıplara bölmek yerine, sahnenin her alanını ele almayı amaçlar… Geleneksel tartışmaların ötesine geçerek bize yeni bir tartışma alanı açar ve sahnelemeyi çok daha dinamik, deneyimsel ve soyut bir hale getirir. Romeo Castellucci, Jan Fabre ve Thomas Ostermeier gibi çağdaş tiyatro yönetmenleri, Yeni Dramaturji ’nin yolunu genişleterek sahnede geleneksel yapıyı yeniden inşa etmiş ve izleyiciyi daha aktif bir şekilde düşünmeye, yorum yapmaya, tartışmaya ve hatta sahnenin bir parçası olmaya davet etmişlerdir.
Yeni Dramaturji ’de olaylar, sıralı bir anlatım yerine parçalı ve serbest bir yapıda sunulur. Metindeki (Olay-Serim-Sonuç) sıralaması belirgin olmayabilir ve sahneler arasında doğrudan bir bağlantı bulunmayabilir. Bu durumda sahneler arasındaki çağrışımlar imgeler aracılığıyla kurulur -karakterler, geleneksel anlatılarda olduğu gibi net kimliklere veya belirli amaçlara sahip olmaz. Bu karakterler, bireysel özelliklerden ziyade daha genel veya soyut kavramları simgeler. Yani bir karakter, bir kişinin kimliğini veya kişisel hikayesini temsil etmektense; toplumsal bir durumu, belirli bir duygu durumunu ya da bir düşünceyi ifade edebilir. Bu nedenle, karakterler daha çok semboller aracılığıyla kendilerini gösterir ve tek bir bireyin ötesinde, evrensel bir anlam taşırlar. Bu yaklaşım, izleyicinin karakterleri tek bir kişiye indirgeyerek değil, daha geniş bir bağlamda yorumlamasına imkân tanır.
Yeni Dramaturji, dilin ve diyaloğun tek başına yeterli olmadığı bir yapı sunar. Dil, çoğunlukla sembolik ya da poetik bir şekilde kullanılır; metin sadece sözcüklerle değil, aynı zamanda görsel ve fiziksel unsurlarla da şekillenir. Bu anlamda Yeni Dramaturji ‘de metin, performansın ayrılmaz bir parçası haline gelir. Sahne, izleyicinin performansa görsel olarak katkı sağlayacağı şekilde tasarlanır.
Yeni Dramaturji ‘de metin, izleyiciye tek bir anlam sunmak yerine çok katmanlı yapısıyla farklı anlamlara açıklık getirir ve izleyicilerin sahnedeki olayları yorumlayarak kendi anlamlarını oluşturmalarını sağlar. Bu bağlamda, tiyatro metni tek başına bir anlatı öğesi olarak kullanılmaz; ses, ışık, mekânsal tasarım ve diğer unsurlar da anlatının bir parçası haline getirilir.
Romeo Castellucci “Cehennem” (İnferno)
Castellucci’nin Cehennem (İnferno) adlı eseri, Dante Alighieri’nin İlahi Komedya adlı eserinin ‘Cehennem’ bölümünden esinlenerek hazırlanmıştır. Eser, klasik bir anlatının ötesine geçerek Yeni Dramaturji ‘nin özelliklerini barındırmakta ve izleyiciyi yalnızca bir gözlemci olarak değil, eserin bir parçası olarak sunuma dahil eder. Castellucci’nin “Cehennem” performansında hem koreografi anlamında hem de duygusal anlamda oyuncu dışında, mesleği oyunculuk olmayan kişilerde yer alır -dansçılar, çocuklar ve çok sayıda figüran, küçük bir profesyonel oyuncu kadrosunun arasına karışıyor. Bu bakımdan yönetmenin bu performansı daha doğal bir şekilde sergilemesine, anlatmasına olanak verir.
Castellucci, izleyicilerine cehennemi anlatırken görsel imgeler ve sembollerden yoğun bir şekilde faydalanmıştır. Cehennem performansı için seçilen mekân da bu unsurlardan biridir ve yönetmen, kutsal ile dünyevi olanı yan yana getirerek çarpıcı bir etki yaratacak şekilde kullanmaktadır. Bu mekânsal seçim, seyircinin kutsal ve dünyevi arasındaki sınırları sorgulamasını sağlar. Castellucci, kutsal olan bu mekânı dünyevi acılar ve varoluşsal korkularla doldurarak izleyicide bir sorgulama duygusu yaratır. Böylece performans görsel bir deneyim değil; izleyiciyi, duygusal ve düşünsel olarak sarsan bir yüzleşmeye dönüşüyor.
Cehennem performansında zamanın doğrusal bir akışla ilerlemediği; geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki sınırların belirsizleştiği bir anlatı yer alır. Performansın merkezinde yer alan felsefi ve varoluşsal temalar, lineer zamanın ötesine geçerek, izleyiciyi geçmişin ve geleceğin sürekli bir etkileşim içinde yer aldığını izleyiciye sunar. Yönetmen bu parçalı anlatıyı izleyiciye aktarırken zamanı dondurur. Yani performansın süresini şimdiki zamana yayar. Bu bakımdan performansa gelen izleyiciler performansın ne kadar süreceğinin farkına olamazlar. İlk sahnede Castellucci’nin sahneye çıkarak, “Benim adım Romeo Castellucci” diyerek kendini tanıtması ve ardından üzerine koruyucu tulum giyerek kendini köpeklere sunması, onlarla mücadele etmesi ve hatta bir akrobatın Papalar Sarayına tırmanması zamanın dondurulmasına birer örnek olarak verilebilir. Bu bakımdan Castellucci, bu performansları zamanın bir parçasıymış gibi izleyiciye hissettirir. Performans sırasında bazı anlar uzun süreli duraklamalara neden oluyor. Bu durum izleyici tarafından performansı gerçekleştiren kişinin içsel durumlarını ve mekânın atmosferine yoğun bir şekilde odaklanmasını sağlıyor.
Cehennem performansında karakterler, kimlik ve bireysellikten sıyrılarak izleyiciye evrensel meseleleri sorgulama fırsatı sunar. İlk sahnede köpekler kimlik ve bireysel amaç taşımadan, kendiliğinden gelişen bir vahşeti ve kaos ortamını sembolize ederler. Bu durum karakter öyküsünden ve belirli olay örgüsünden öteye gerçekleşerek sembolik bir anlam taşırlar.
Performans sırasında karakterler arasında belirli bir diyalog yer almaz. Castellucci izleyiciyi diyalogların ötesinde imgeler ve sesler aracılığıyla etkilemeye çalışır. Sahnede, kulağa anlaşılmaz gelen fısıltılar, çığlıklar veya bir kelimenin tekrar edilmesi gibi dilin poetik ve sembolik biçimleri kullanılır. Bu tür sesin kullanımı, dilin tek başına anlam taşımadığı, onun yerine performansın -atmosferin anlam yaratmada ön plana çıktığını ve Yeni Dramaturji ‘nin bir özelliğini taşıdığını bize sunar. Dilin yerini almış bu sesler, izleyiciye kelimelerle anlatılması zor duyguları hissettirerek onları hikâye dışında soyut bir gerçekliğe doğru davet eder. Tekrarlanan bu fısıltılar, izleyiciye bir kaygı, endişe ya da insan ruhundaki kaos, acı veya baskılanmış duyguları yansıtan soyut bir taşıyıcı haline getirir. İzleyici, bu seslerle diyalog içine girmez; ancak, onları içsel bir kriz veya endişeye yönlendirir.
Romeo Castellucci’nin Cehennem performansı, Yeni Dramaturji ‘nin katmanlı anlam yaratma yaklaşımını başarılı bir şekilde yansıtır. Castellucci, sahneyi izleyiciye tek bir anlam yaratmak yerine onların olayları, görüntüleri kendi düşünsel süreçlerinden geçirerek anlam üretmelerini sağlar. Bu durum metin ve olay örgüsünün görünürde olmadığı; aksine sahnedeki ses, ışık, mekân ve fiziksel hareketlerin yani sıra tüm unsurların bir bütün olarak anlam yarattığı bir yapıyı oluşturur. Performansta tek bir anlatının, tek bir hikâyenin bulunmaması izleyiciye çok katmanlı bir deneyim sunar. Köpeklerin yönetmene saldırması, akrobatın saraya tırmanması, çocukların kapalı bir kutunun içinde seyirciden habersiz kendi aralarında oynaması bu duruma örnek verilebilir. Işığın sert geçişleri ya da sahnenin belirli yerlerinin karanlığa kalması, metne eklenmiş bir yorum gibi bir anlam yaratır. Sahne tasarımı yalnızca görsel bir arka plan değil aynı zamanda izleyicinin deneyimini şekillendiren aktif bir anlatı haline gelir. Karakterin yüz ifadelerini veya beden hareketlerinin donukluğu veya insanlık dışı haline gelmeleri; izleyiciyi, insanın içsel boşluğunu ve anlamsızlığını düşünmeye itiyor. Bu durum hikâyeye bağlı kalmaktan ziyade izleyiciyi insan varoluşunun, toplumun, insan doğasındaki karanlık ve anlaşılmaz yönlerin simgelerini izleyiciye sunar.
Yeni Dramaturji ve “Cehennem” Performansı
Romeo Castellucci’nin Cehennem performansı, Yeni Dramaturji ‘nin farklı yönlerini keşfetmek adına oldukça zengin bir içerik sunar. Bu performansta anlatı, yalnızca metne dayalı bir yapı olarak değil, aynı zamanda görseller, sesler, fiziksel hareketler ve mekânsal unsurlar gibi farklı öğeler aracılığıyla inşa edilir. Böylece anlatının anlamı, tek bir yola bağlı kalmadan, çok katmanlı bir biçimde açığa çıkar. Cehennem, Yeni Dramaturji ‘nin öne çıkan özelliklerini yansıtarak, izleyiciyi pasif bir gözlemci konumundan çıkarır ve sahnede olup bitenlere dair aktif bir sorgulayıcı veya yaratıcı unsur haline getirir.
Bu performansta izleyiciler, sahnede yer alan olayları ve sembolleri özgürce yorumlayarak kendi anlamlarını oluşturma fırsatına sahiptir. Fiziksel hareketler ve görsel imgeler, kelimelerden bağımsız bir anlatı dili olarak işlev görür ve anlatının güçlü bir parçası haline gelir. Böylece beden dili ve imgeler, anlatının en önemli öğeleri arasında yer alır.
Yeni Dramaturji, geleneksel anlatı yapısını ve doğrusal olay örgüsünü reddederek, anlatıyı boşluklar ve belirsizliklerle biçimlendirir; bu özellikler Cehennem performansında belirgin bir şekilde kendini gösterir. Bu bağlamda izleyici, olayların klasik bir akışla geliştiği bir “olay – düğüm – sonuç” yapısı beklemez; bunun yerine, zamanın tek bir doğrusal akış içinde değil, farklı zamanlardan yansıyan kaotik ve çok katmanlı bir deneyim olarak sunulması izleyiciyi kendine çeker. Cehennem performansı, izleyiciyi adeta tüm zamanlardan yankılanan bir kaotik deneyimin içine dahil ederek alışılmış anlatı kalıplarını yıkar ve seyirciyi aktif bir deneyimin parçası haline getirir.
KAYNAKÇA
Trencsenyi, Katalin ve Bernadette Cochrane. New Dramaturji. Bloomsbury Methuen Drama: 2014.
Akgül, O. Ömer. “Çağdaş sahnelemede sözden imgeye geçiş olgusuna günümüz tiyatrosundan bir örnek: Romeo Castellucci Tiyatrosu” Doktora Tezi. İstanbul Üniversitesi, 2020.
VİDEO KAYNAKÇA
Vittal Fedorov, “Romeo Castellucci’nin Cehennemi,
” https://www.youtube.com/watch?v=NdkXceY2e0Y [Erişim 09.11.2024].

Celil Efendiler, 1988 yılında Rize’de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini burada tamamladı. 2005–2008 yılları arasında bir süre ticaretle ilgilendi. 2010 yılında askerlik hizmetinin ardından Sadri Alışık Akademi’de oyunculuk eğitimi aldı.
2012 yılında başladığı Rize Üniversitesi Makine Bölümü’nden 2014 yılında mezun oldu. Aynı yıl, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı gençlik kampları ve gençlik merkezlerinde Gençlik Lideri olarak görev yaptı.
2019 yılında Çekmeköy Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. Pandemi sürecine kadar burada iki çocuk oyunu ve bir yetişkin oyunu yazıp yönetti. Aynı dönemde çeşitli drama çalışmaları da yürüttü.
Hâlen, 2022 yılında kazandığı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir.